In order to view this object you need Flash Player 9+ support!

Get Adobe Flash player
Yazdır

Ben Serhat Erdoğan.  1976 Bakırköy doğumluyum. Yani  tamı  tamına 38 yaşındayım J  Şu an Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde yaşamaktayım fakat yaşam koçluğu yaptığım kişilerin yaşadığı şehirlere yerleşip 6 ay veya 1yıl boyunca o şehirde kalmaktayım. Yaşam koçluğunu yaptığınız kişilerin her zaman aynı yerde yaşamak zorundasınız.

Benim sporla ilk tanışmam 1993 yılında lise bittikten sonra olmuştur. Çorluda o zamanlar  da sadece bir tane spor solonu vardı ve fitness diye bir kelime dahi bilinmiyordu.  Cardio çalışmasında kullanılacak ekipmanlar, bisiklet,  koşu bantı,  eliptik kürek  gibi ekipmanlar bile  yoktu. Spor salonlarındaki herkes deli gibi en az 2 saat çalışıp sonrasında eve gidip Allah ne verdiyse onu yiyorduk. Beslenmenin vücut geliştirme ile bağlantılı olduğunu bile bilmiyorduk. O zamanlar şimdiki gibi internet yoktu, vücut geliştirme ve fitness dergileri yoktu , doğru bilgiler alabileceğimiz profesyonel  fitness antrenörleri yoktu. Vücut geliştirme ve fitness federasyonu kurulalı daha 2 yıl olmuştu.  Supplement  yoktu yani protein, bcaa, gulutamin, aminoasit bunların hiçbiri yoktu ve Türkiye’de satılmıyordu bile. Düşünün o zamanlarda bu kadar imkansızlığa rağmen kendi çabalarımızla spor yapmaya çalışıyorduk.

Günümüzde insanların antrenman  ,beslenme ve spor konusunda bilgi alacakları bir çok yazı, dergi, kitap ve internetten edinebileceği bir sürü bilgi mevcut. Bunları bırakın; dilerseniz ve maddi durumunuz iyiyse, bire bir antrenman yapabileceğiniz  beslenme konusunda bilgi alabileceğiniz, bir sürü fitness antrenörü, bir sürü müsabık sporcu, bir sürü  personal Trainer, bir sürü Master Trainer  mevcut. Fakat insanlar bunların kıymeti bilinmiyor malesef. İnsanlar  sağlığın spor ve dengeli beslenmeyle olabileceğinin farkında değiller, yani kısaca ellerindekinin kıymetini bilmiyorlar.

Vücut  geliştirme sporuyla asıl tanışmam 1997 yılında askerlik bittikten sonra olmuştur. Hayatta herkesin her şeyden üstün tuttuğu ve herkesten çok sevdiği bir şeyi mutlaka vardır. İşte bu manada benimde herkesten ve her şeyden çok sevdiğim vücut geliştirme sporudur. Son birkaç yıldır dövüş sporlarına da merak sardım ve aktif olarak Muay  Thai sporuyla hala  uğraşmaktayım. Bence cardio çalışması olarak  dövüş sporları biçilmiş kaftandır.

Bence insanların yaptığı en büyük hata dünyadaki en önemli varlığın kişinin kendisi olduğu unutmasıdır. Kişinin kendisi iyi, mutlu,neşeli ve sağlıklı ise ancak o zaman etrafındaki insanlara bir faydası dokunur. Aslına bakarsanız bence gerçekten  hayatın bir şifresi vardır ve o şifreyi çözemeyen insanlar hayatta en çok yıpranan insanlardır. Kendi gözlemlerime dayanarak insanları incelediğimde 25 yaşındaki insanın 35 yaşında göstermesi çok rastlanan bir durumdur. Benim gibi hayatın şifresini çözdüğünü düşünen, her zaman gülmeye çalışan neşesini asla kaybetmeyen insanlar ise her zaman daha genç bir görünüme ve daha fit bir vücuda sahip olabilmektedir.

Benim resimlerime bakarsanız  38 yaşımda birisi gibi durmadığımı anlarsınız. Şaka gibi ama 2 yıl sonra 40 oluyorum  beaa  J  Demek ki hayatta bazı şeyleri doğru yaptığımın sağlamasını kendi yüzüme ve vücuduma bakarak yapabiliyorum. Hayatta deli olmak en azından akıllılardan daha doğru bir davranıştır J Zaten fazla seçme şansınızda yok ya akıllı ya deli olacaksınız olay bu J

Bizim insanlarımızın en büyük hatalarından birisi gülmek için gülecek bir şey olmasını beklemektir fakat bence buna hiç gerek yoktur. Bence insanlar her zaman komik şeyleri düşünüp gülmeli ve beraber olduğu insanların neşeli olmalarına dikkat etmelidirler. Hayatta her zaman önemli olan sonuçtur. Güldün mü? güldün süper, önemli olanda sonuç itibari ile gülmektir.

Doğru söylemek gerekirse 38 yaşında olup yaşımı göstermiyorsam doğru yoldayım demektir bence.

Sporu herkesten ve her şeyden çok seviyorum çünkü gücümü , sağlığımı ,mutluluğumu ve hayata umutlu bakmamı spor sağlıyor.

Arkadaşlar size çoğu kişinin bilmediği bir şeyden bahsetmek istiyorum. Dünyadaki en iyi ilaç kastır ve ne kadar kasınız varsa o kadar ilacınız var demektir. Herkesin bas bas bağırdığı zayıflama diyetleri  yok Hollywood diyeti, yok şu diyeti, yok bu ünlü ismin diyeti falan filan asla ve asla kas kütlesini artırmaya odaklı değildir. Ayrıca her antrenman nasıl kişiye özel olması gerekiyorsa her diyette kişiye özel olmalı ve o kişinin hedeflerine göre belirlenmelidir. Böyle bir sürü saçma sapan isimli diyetlerin sadece ve sadece bir tane hedefi vardır kilo ver zayıfla da nasıl zayıflarsan zayıfla.

Arkadaşlar bilimsel olarak kanıtlanmıştır kas kütlenizi artırdığınız zaman otomatik olarak metobolizma hızınız artacaktır. Yani yediklerinizi daha hızlı yakabileceksiniz . Kas kaybı dediğimiz olay yani kas artrofisi  ise kas kesitinin küçülmesi, kasın zayıflaması anlamına gelmektedir . Benim çalıştırdığım kişilerde asla zayıflama ve kilo verme kelimelerini asla telaffuz bile etmem  ve çalıştırdığım kişilere asla konuşturtmam. Zayıflama zaten olumsuz anlamlı bir kelimedir ve benim hedefim asla zayıflama olamaz. Bu ne ya zayıfladım antrenman yapıyorum bir nevi savaşa giriyorum zayıfladım, anlam olarak bile kötü bir kelime bence. Benim her zaman kas kütlesini artırmak birinci hedefim olmuştur ve  daha sonra ikinci  hedefim ise doğru zamanda doğru şartlarda yapılan cardio çalışmaları ile yağ hücrelerini enerji olarak vücudun kullanmasını sağlamak yani yağ  yakmaktır .

Malesef bizim ülkemizde kilo verme ve zayıflama  takıntılı  insanlar epey fazladır. Sonuç olarak yağ hücrelerini yakamadıktan sonra zayıflamanın ve kilo vermenin hiçbir mantığı yoktur. Vücuttaki yağların yakılması için bazı şartların oluşturulması  gerekir. Ben kendi adıma konuşmam gerekirse vücut geliştirme yarışmalarına hazırlandığım dönemlerde, özelikle en iyi yağ  yakımının ne zaman olduğu konusunda tecrübeme dayalı  bilgi sahibi olduğumu düşünmekteyim. Zayıflama , daha doğrusu kas artrofisi  gerçekleşen kişilerde vücudun savunma mekanizmaları  devreye girmekte ve belli bir süre sonra vücut kaybettiği yağın daha fazlasını depolamaktadır. Bunun sebebi vücudun aynı dengesiz kilo kaybına tekrar uğramaması  için daha fazla yağ depolamaya başlamasıdır. Benim çalıştığım kişilerde kas gelişimi yani kas hipertrofisi daha fazla oluşmaktadır. Bilimsel olarak antrenman sonucu vücutta bir sürü yıkım meydana getirmektedir. Antrenman sonrası  recovery  phase yani yenilenme sürecinde vücudun ihtiyaç duyduğu besinler alınıp çalıştırılan kas grubu gerektiği kadar dinlendirilirse  o kadar  çok hipertrofi yani kas gelişimi oluşmaktadır. Bilimsel olarak antrenman= kas hasarıdır. Bunun farkında olmayan insanların sadece kilo verme ve zayıflama isteği olan kişilerin beslenmelerini kaliteli bir şekilde yapmazlarsa elde edicekleri sonuç sadece ve sadece kas artrofisi yani kas kaybıdır. Mantıklı olarak incelenirse zayıflamak çok tehlikeli sonuçlara sebep olmaktadır. Sürekli diyet yapıp az yemek yiyen insanlarda kas artrofisi  çok yüksek düzeyde olmakla zaten belirli bir zaman sonra aynı kilolar yağ olarak vücuda tekrar yansımaktadır. Bence vücudunuzda ne kadar fazla kas kütlesi varsa o kadar fazla sağlıklısınız demektir. İnsanların kas kütlesini arttırması için doğru antrenman teknikleri, doğru beslenme ve doğru dinlenme kriterlerine sahip olması ve bunları uygulaması gerekmektedir.

Buradan insanlara kendilerini  çalıştıran fitness  eğitmenlerine birkaç soru sormalarını rica ediyorum. Sizi çalıştıran fitness eğitmenine size  hangi antrenman çeşidini uygulattığını  sorun lütfen, ikinci olarak size yazdığı programdaki  mesela  4*15 yazıyorsa neden 4*15 olduğunu ve  bunu 3*15 veya 2*15 veya  2*10 veya  4*12 10 8 6 olamazmı diye bir sorun lütfen. neden 4*15? Bunu üstüne basa basa sorun lütfen. Bu soruları sormanızı istememin nedeni ukalalık yapmak veya bu işleri çok iyi biliyorum anlamında algılamayın lütfen  amacım  bunu ispatlamak kesinlikle değil. Benim amacım bu işe yıllarını vermiş araştırmış bir sürü eğitim programına katılmış fitness antrenörleriyle  hiçbir şeyden anlamayan fitness antrenörleri arasındaki farkı  ayırt etmenizi sağlamak ve farkındalığınızı artırmaktır.

Günümüzde nerdeyse yoldan geçen herkesin, ucuza çalıştırmak adına, fitness eğitmeni olarak çalıştırılması çok normal bir şeydir. Arkadaşlar kaliteli ve sağlıklı bir şekilde kas kütlenizi arttırabiliyor, eklem rahatsızlığı ve kalıcı kas ağrıları çekmiyorsanız zaten doğru yoldasınız demektir.

Arkadaşlar size antrenman yaptıran insanların sporcu kimliğini ve antrenörlük belgesi olup olmadığını mutlaka bilmeli ve sahip olduğu diğer sertifikaları dikkate almalısınız. Zaten şöyle bir gerçek vardır  fitness eğitmeninin vücuduna bakarsanız size hangi konumda olduğunu ve bu işleri ne kadar iyi  bildiği konusunda size ipucu verebilir. Kendine faydası olmayan bir insan size nasıl faydası olabilir ki?

Kendi adıma konuşacak  olursam 1997 yılından bu yana vücut geliştirme ve fitness sektörünün içindeyim. İki adet spor salonu işlettim ve her zaman çalıştırdığım kişilerde önceliğim kas kütlesini arttırmak olmuştur. Zaten doğru antrenmanlarla beraber  dengeli beslenme uygulandığında kas artrofisi , yani kas kaybı kesinlikle oluşmamaktadır, bununla beraber beslenme programına protein, amino, bcaa ve glutamin gibi sporcu gıda takviyeleri eklendiğinde kaliteli kas gelişimi elde edilebilmektedir. Diyet dediğimiz olay birkaç ay olmamakla beraber ömür boyu sağlıklı beslenme olarak uygulanmalıdır.

Zaten diyet kelimesi eski Yunancadan gelmekte ve anlamı alışkanlıklardır. Benim müşterilerime uyguladığım beslenme  programı asla birkaç aylık değildir. Bir ömür boyu sağlıklı beslenmenin temel taşlarıdır. İnsanlara her gün balık vermektense balık tutmayı öğretmek benim felsefemdir günümüzde insanların en büyük sıkıntılarından biri çok kısa zamanda çok fazla sağlıksız bilgiye (yanlış bilgiye) sahip olmasıdır. Bence buna kısaca bilgi kirliliği diyebiliriz.

Günümüzde herkes her konu hakkında bir şeyler söylüyor, fikir üretiyor ve bu söyledikleri şeylerin tam tersini de savunan bir sürü insan var  malesef .  

Benim kendi hayatımda tecrübe edip uyguladığım en önemli konu vücut geliştirme ve fitness   dergilerinde, internette ve televizyonda gördüğünüz duyduğunuz şeylerin %50 sinin  yalan dolan olduğudur. Vücut geliştirme ve fitness dergisinin birisinde editörün creatin hakkında tam 5 sayfa yazı yazdığını okumuştum ve öyle bir bahsediyordu ki sanırsınız 1 kutu creatin alıp Mr. Olympia olacaksınız.  Yahu kutusu 40 TL olan bir sporcu gıda takviyesi nasıl olurda bana bu kadar çok  fayda  sağlayabilir? Bunlar gerçekten bu işin içinde olmayan insanları kandırmak için yapılan  yazılardır. İster inanın ister inanmayın yazılan her türlü yazının  abartısız yarısı saçma sapan yalan dolan  olmakla beraber geriye kalan %50 kısmı sadece ve sadece deneyip uyguladığınız  şeylerin doğruluğunu sizin deneyimlerinizle kanıtlamanızdır . Yani kısaca ne duyarsanız duyun  yarısı yalan dolan ve geri kalan yarı bilginin sadece ve sadece uygulayıp, tecrübe edilip, emin olduğunuz kısmı doğrudur.

Ben 17 yıllık spor hayatımda antrenman ve beslenme   konusunda o kadar yanlış yaptım ki bu yaptığım yanlışlarla  bir kitap bile yazılabilir. Çalıştığım kişilerin sadece benim yaptığım yanlışları yapmamasını sağlamak bile çalıştığım kişileri çok ileri bir seviyeye taşıyabilecek değerdedir.

Dünyada en çok doğruyu bilen insanlar  en çok hata yapmış insandır. Benim hedefim yıllar içinde edindiğim tecrübeleri sakatlanma riski oluşturmadan uygulatmak, doğru beslenmeyi öğretmek ve insanların hayalindeki vücuda kavuşmasını ve iyi bir ruh halinin sürdürülmesini  sağlamaktır.

Kendi adıma konuşmam  gerekirse beslenme  sistemi olarak deneyip  uygulamadığım beslenme programı çok azdır  ve yıllardır turizm sektöründe çalıştığımdan dolayı açık büfenin bütün nimetlerini kullanan birisiyim. Fakat aldığımız besinlerin fazlası da maalesef vücuda zararlıdır ve bu asla unutmamalıdır. Sonuçta her yediğimiz gıda vücut tarafından işlenmekte ve bunun sonucu vücut enerji sarf etmekte ve bu enerji sonrası vücutta  oksidanlar, yani serbest radikaller oluşmaktadır. Benim  uyguladığım beslenme programında olması gereken makro gıdalar, antioksidanlar, vücudun ihtiyacı olan vitamin ve mineraller ile antrenman yapabilecek enerjiyi sağlayacak gıdalar  ve antrenman sonrası yenilenme  sürecinde kas yıkımını engel olacak  besinlerin olması gerekmektedir. Vücudumuzun sinyallerini dinleyerek  tükettiğimiz  gıdaların fazla veya eksik olduğunu yılların tecrübesi sonucu  anlayabildiğimi düşünmekteyim.

Benim yaşam koçluğu hizmeti verirken en çok önem verdiğim husus çalıştığım kişinin herhangi bir hormon bozukluğu, eklem sakatlığı, tansiyon hastalığı ve kalp hastalığı olup olmadığını  klinik testler yaptırıp öğrenmektir. Ayrıca  belirli kan testlerini yaptırdıktan sonra kan değerlerine  göre kişinin besin toleransı olup olmadığı öğrenilmelidir.  Amerika birleşik devletlerinde çok uygulanan bir testle o kişininin toleransı olan, yani zor sindirdiği  ve vücuduna  zararı olan bu besinleri belirleyip bunları kişinin beslenme programından çıkartıp buna göre bir beslenme programı uygulamaktır. Yaşam koçluğunu yaptığım her kişinin   antrenman sistemi, beslenme programı ve dinlenme  günleri farklı  olmakla beraber kişinin postür analizini yaptıktan sonra uyguladığım  fleksibilite yani esnetme programı bile kişiden kişiye farklılık göstermektedir. Kısaca tam anlamıyla kişiye özel bir çalışma  yapmaktayım.

Örneğin yaşam koçluğunu yaptığım kişinin çalıştığı ortamını çok iyi bilmeliyim,  işi  gereği devamlı  oturuyorsa o kişide en zayıf kaslar olarak kalça kasları ve bu kasla bağlantılı erector spinal kaslar ve sırt kaslarının zayıf olması çok normal bir olaydır. Böyle kişilerde doğru postürü elde edebilmek için bu kasları daha fazla çalıştırıp  bu kaslarda hipertrofi elde etmek  diğer kasları da kişinin durumuna göre çalıştırıp esnetme yapılırsa normal doğru olması gereken postür elde edilebilmektedir.

Yaşam koçu demek insanlara kaliteli ve sağlıklı yaşam sağlayan insan demektir. Benim kanaatimce tecrübesi olmayan bir kişi bu  anlamda başkasına hiçbir fayda sağlayamaz.

Benim 17 yıllık spor hayatımda katıldığım sertifika programlarına epey  bir  zaman ayırdım ve bir sürü para harcadım, çünkü yaşam koçluğunda her zaman kendinizi geliştirmek bir ileri seviyeye getirmek zorundasınız. Katıldığınım sertifika programlarında  gerçekten o kadar çok kişiden ders alma imkanı buldum ki bu kişiler genelde  Beyso öğretim görevlileri, Profesör, Master   Trainer olup bu  kişilerle tanışma imkanı ve gerçek anlamda kendinizi geliştirme imkanı buluyorsunuz. Bu sektörde her şeyi bilen bir kişi asla yoktur kimisinin bilgisi,  kimisinin tecrübesi çoktur ama hem tecrübe, hem bilgisi olanlar kendilerini iyi bir konumda görebilirler .Bu sektörde ne kadar çok kitap okur, ne kadar çok kursa katılır, ne kadar çok kişi çalıştırır, ne kadar çok kişiyi istedikleri konuma getirirseniz o kadar bu işte iyisiniz demektir.  Açıkça konuşmak gerekirse siz ne kadar çok bilgi ve birikime sahip olursanız olun çalıştığınız kişinin gerçek anlamda irade, azim ve isteği yoksa siz  kocaman bir sıfırsınız. Para kazanmak arzusuyla, asla  verdiğiniz beslenme  ve antrenman programını uygulamayacak  ve size gereken saygıyı göstermeyecek birisi ile çalışırsanız kariyeriniz başlamadan bitmiş demektir. Kısaca sadece sevdiğiniz, kanınızın ısındığı kişinin yaşam koçluğunu yapabilirsiniz.

Sonuç itibari ile biz insanlara sadece ve sadece  idealindeki vücuda ulaşması için doğru yolu gösteriyoruz, bu yolda yürümesi gereken, sabretmesi gereken ve her engelde ne pahasına olursa olsun yoluna devam etmesi gereken, kişinin kendisidir ve biz bu yolda ona gerekli  yerlerde gerekli müdahaleyi  yapmalı,  gerekli motivasyonu sağlamalı ve  bu zor  zamanlarda her zaman yanında olup  destek olmalıyız, olay sadece bundan ibarettir.

Kendi tecrübelerime dayanarak söylüyorum ki en çok istekli, iradeli ve  azimli olanlar  ve hayalindeki vücuda en kısa zamanda kavuşan insanlar, vücutlarından en çok nefret eden insanlardır.  2 +2 = 4 olay  bu kadar  basit ve nettir.

Yaşam koçu olarak asla ve asla, kendi vücudundan memnun, kendini beğenen, yüksek  ego sahibi , kendi vücuduyla barışık ve bu halinden memnun kişilerle asla çalışmam. Bunun sebebi bu kişilerin vücudunu  istedikleri  şekle sokabilseniz bile irade ve azim eksikliğinden dolayı  eski haline tekrar kısa bir sürüde dönme ihtimalinin çok yüksek olmasıdır.  

Sonuçta insanlardan para alıyorsunuz ama  epey de zaman harcayıp kafa patlatıyorsunuz ve hedefe ulaştığınız kişinin tekrar eski haline gelmesi sizin zamanınızın boşa harcandığını ayrıca kendi referansınızın da çok kötü olması anlamını taşır. Ben ne kadar uğraşırsam uğraşayım kişinin eski haline dönmesi yine bana fatura edilecektir. Çalıştırdığınız bu kişinin ne kadar kas kütlesini arttırıp bir o kadarda yağlarını yaktırsanız da, sizin reklamınız  başka bir kişinin   hataları yüzenden telafisi mümkün olmayacak şekilde zarar  görecektir.

Ben çalışacağım kişilerle  asla ilk etapta para pazarlığına girmem ve ilk önce kişiyi tanımayı ve daha sonra kendisiyle çalışma imkanı olup olmadığını onu kırmayacak  güzel bir dille  söylerim.

Düşünün çalıştığınız kişinin fabrikası   var  zaten otoriter biri emrinde yüzlerce kişi var o  kişinin her şeyiyle  ilgilenmek, antrenman yaptırmak, iş hayatını antrenman günlerine göre dengelemek hiç kolay bir iş olmamakla beraber, siz onu çalıştırırken bir nevi ona emir verme  konumunda olacaksınız  ve bu durum herkesin yapabileceği bir iş değildir.  Ben çalışacağım kişiyi iyi tanıyıp iyice analiz ettikten sonra gerçekten seversem o kişi ile çalışırım. Bunu adam seçme olarak algılamamak gerekiyor ve bence profesyonellikte budur zaten.

Kendi tecrübelerime dayanarak her zaman dediğim gibi en çok ilerleme kaydeden insanlar bulunduğu  durumdan  ve  vücudundan EN ÇOK NEFRET EDEN İNSANLARDIR. Böyle olan insanlar asla eski haline dönmek istemezler ve zaten ben insanlara hayatı boyunca uygulayacakları  doğru beslenmeyi  öğrettiğim için asla böyle bir şey söz konusu bile olmayacaktır.

 Günümüzde   sevgiden daha değerli olan duygu bence nefrettir çünkü en azından NEFRETİN SAHTESİ YOKTUR. Gerçek anlamda kendi vücudunu beğenmeyen ve kendi  vücudundan nefret eden bir insan kadar azimli, iradeli ve istekli bir insan yeryüzünde yoktur. Bu  benim tecrübe ettiğim birçok kişide gördüğüm % 100 doğru bir kavramdır ve hayatta parayla tecrübeyi asla satın alamazsınız.

Yaşam koçluğu hizmetinde  zaten bizler antrenman beslenme ve dinlenme kriterlerini en ince ayrıntısına kadar düşünüp  sadece kişiye özel bir program  uygulamakta, antrenmanları birebir uygulamaktayız  ve bu sayede çalıştırılmak istenen adale grubu sakatlık riski olmadan ve tam manasıyla çalıştırılmakta ve antrenman sonrası doğru  beslenme tam manasıyla yapılmakta ve gerekli sürede dinlenme o kişiye uygulanmaktadır. Çalıştırdığımız kişiye sadece  bunları doğru  şekilde uygulamak düşüyor.

Fakat şunu asla unutmamak gerekir ki, çalıştırdığınız kişinin istek,  azim ve iradesi kadar başarılı olabilirsiniz.

Sonuç itibari ile dünyanın en iyi yaşam koçu da olsanız karşınızdaki kişide o istek ve azim yoksa hiçbir şey başaramazsınız  ve bu bağlamda çalıştırdığınız kişiyi her zaman motive etmeliyiz ve her zaman yanında olmalıyız. Bizim yaptığımız iş sadece kişinin spor salonunda yanında olmak asla değildir ve biz yaşam koçuyuz, yani yaşamın her zaman içinde ve her zaman  kişinin yanında olmalıyız.     

 Özellikle katıldığım yaşam koçluğu ve beslenme koçluğu sertifika programlarında aslında bizim yıllardır doğru bildiğimiz bilgilerin aslında  çok yanlış olduğunu ispatlı bir şekilde öğrendim ve insanları hayalindeki vücuda ve performansa kavuşturmak için en önemli olanın çok iyi bir gözlem ve doğru şartlarda ve doğru zamanda müdahale etmekten geçtiği gerçeğini öğrendim.

Çalıştırdığınız kişiye   hipertrofi  antrenmanı yaptıracağınız gün kişi gerçekten çok stresli olarak gelmişse asla o antrenmandan verim alınmayacağını  bilmeniz gerekir ve anında müdahale ederek sadece cardio  veya sadece  fleksibilite  yani esnetme egzersizleri yaptırmak çok yerinde bir karar olacaktır.  Kişilerin psikoloji ve stres durumu da her zaman göz önünde bulundurulmalıdır.

Günümüzde insanların büyük çoğunluğunda olan postür, yani vücut duruş bozuklukları, kişiye özel postür analizini yaptıktan sonra  zayıf ve kuvvetli kaslarını belirleyip ona göre bir antrenman programı hazırlanmalı ve kuvvetli olan kas grupları için daha ziyade esnetmeler yapılarak  postürün düzeltilmesi sağlanmalıdır.

Antrenman programı yazarken her kas grubunun kendi içinde bir kuvvet dengesi olması gerektiği asla unutulmamalıdır.  Örneğin devamlı  bacak antrenmanlarında, quadriceps ön bacak  kasları daha aktif olarak  çalışmakta ve akabinde hamstring  arka bacak kasları yeteri kadar antre edilmediği için bariz biçimde bir kas  dengesizliği meydana gelmektedir. Sonuç olarak kişinin kas kütlesinin gelişimini sağlarken kas dengesini de göz ününde  bulundurmalısınız. Sizi çalıştıran, antrenman programları yazan bir fitness  antrenörü eğer postür analizini bilmiyorsa kocaman bir sıfırdır.  Sonuçta kas dengesi  ve  postür  yağ yakmaktan  veya fit bir vücuda sahip olmaktan çok daha önemli bir konudur.

Yaşam koçluğu elimden geldiği kadar anlattığım üzere çok geniş kapsamlı ve çok ayrıntı gerektiren bir olaydır. Yaşam koçluğu yapan kişilerin hayatta tecrübe sahibi olmaları gerekmektedir ve yirmili yaşlarda ki birisinin yaşam koçluğu yapması imkansızdır. Kendi hayatında ne tecrübe yaşadı ki başkalarına bir faydası bulunsun. Yaşam koçu vay  be kulağa ne güzel geliyor dimi ? Birisi  sizin her şeyinizle ilgileniyor. Antrenmanlarınızı yaptırıyor. Yediğiniz gıdaları, gerekli kan testleri yapıldıktan sonra hangi gıdaya alerjiniz var ve hangi gıdayı sindirmekte güçlük çekiyorsunuz  bütün bunları  dahi en ince ayrıntısına kadar belirleyip sizin hayatınızdan çıkartıyor , dengeli bir şekilde  beslenmenizi sağlıyor  ve hatta bununla kalmıyor tuvalete gittiğinizde idrarınızın rengiyle bile ilgileniyor . Yaşam koçluğu ne kadar da geniş bir kavram öyle değil mi ?

Benim en çok sevdiğim özeliklerimden birisi delilik derecesinde  takıntılı  birisi olmamdır. Ben birisini gerçekten hayalindeki vücuda kavuşturmak istiyorsam bunu başarana kadar asla rahat etmem. Bizim sektörde asla yenilik eksik olmaz ve ben  her gün bir iki saatimi sadece bizim sektörle ilgili konuları okumaya ayırırım. Sonuçta bilginin sonu yok ve  tecrübe insanın parayla satın alamayacağı bir şeydir. Yaşam koçluğunda en önemli konulardan birisi ise kişinin içinde bulunduğu  psikolojiyi  çok iyi analiz edip gerekli müdahaleyi yapmaktır.  

Anlatmak istediğim olay, sadece bir doğru yoktur, binlerce doğru yol vardır. Yaşam koçluğu demek insanların her zaman ulaşabileceği,  güvenebileceği  ve insanları hayalindeki vücuda kavuşturabilecek kişidir. İnsanlara sadece antrenman yaptırmak veya sadece beslenmesini düzenlemek ile yaşam koçluğu olunmuyor.

Yaşam koçluğu  insanların yaşam kalitesini arttırmak ve bunu yaparken de ruh halini en üst seviyede pozitif tutmaktır. Daha sağlıklı, daha mutlu, daha kaslı, daha neşeli ve daha pozitif bir yaşam dileğiyle herkese saygılar…

Serhat Erdoğan

 

 

 

 

Ziyaretçiler

Bugün18
Dün17
Bu Hafta35
Bu Ay304
Hepsi1718

Flash Haberler